Ahi Şerafettin Hazretleri

Ahi Şerafettin Hazretleri uzun, ince yapılı bir bedene ve 167 santimetrelik bir boya sahipti. Beyaz sakalı bir tutamdan az, gözleri keskin ve ela rengindeydi. Orta büyüklükteki burnu ve geniş çenesi yüzüne kararlı bir ifade kazandırıyordu. İri kulakları, dinleyen bir bilgenin simgesiydi adeta. Başında yeşil kavuğu, çöl Araplarının dolamalı sarığını andıran biçimde sarılmıştı.

Köken olarak Medine eşrafından bir aileye mensuptu. Anne tarafı Medineli, baba tarafı ise Orta Asya’nın Horasan bölgesindendi. Soyunda seyyidlik bağı bulunmaktaydı; bu, hem Peygamber soyuna duyulan manevi yakınlığı hem de hizmet ahlakındaki derinliği işaret ederdi. Böylelikle Ahi Şerafettin Hazretleri, Horasan irfanının ve Medine adabının birleştiği bir kültürel mirasın temsilcisi olmuştu.

Aslanhane Camii civarında ahşap oymacılığıyla meşgul olur, sanatını ticaretle iç içe yürütürdü. Ahilerin şeyhi olarak bilinen Ahi Şerafettin Hazretleri, Ahi Yakup Hazretleri hac gibi vazifelerle gıyaben bulunduğunda, onun yerine teşkilatın idaresini üstlenirdi. Hayatını toplumun irşadına adamış, esnafa ve halka hem ticaretin hem de maneviyatın doğruluğunu öğretmeye çalışmıştır. Bir gün yanlış bir ticaret yaptığını sandığı bir esnafı sertçe uyardığında, o kişinin aslında fakir köylülere maliyetinin altında bulgur verdiğini öğrenmiş; bu olay, ona ahiliğin yalnızca zahiri doğruluk değil, gönül basîretiyle hakikati kavramak olduğunu öğretmiştir. O günden sonra, “Ahilik kadılık değil, gönül erenliğidir” sözünü rehber edinmiştir.

Manevi hocaları arasında Hz. Ebubekir Efendimiz (r.a) ve İmam Rabbani Hazretleri (r.a) bulunmaktadır. Bu bağlılığı, ona hem ticarette dürüstlük hem de nefeste tevazu sorumluluğu yüklemiştir. Kaynaklarda, kendi ağzından şu nasihatleri dile getirdiği geçmektedir:

“Biz ahiler daha çok ticaretle uğraşırız ve bunu dürüstlükle yaparız, Allah’ın rızasına dikkat ederiz. Ben bunu ilk öğrendiğimde çok titiz bir şekilde yapmaya çalışıyordum. Ancak yaparken bazı arkadaşlarımın, esnafın ve müşterimin kalbini kırmışlığım da olmuştur. Bir gün yanlış bir ticaret yapan birini gördüm, adamı çok sert bir şekilde uyardım. Uzaktan gördüğüm buydu, yakına gelip baktığımda bunun böyle olmadığını anladım. Meğer o kişi, israf olmasın diye elindeki bulguru maliyetinin altında fakir köylülere verirmiş. O gün anladım ki ahilik, dünya gözüyle görmek değil, hakikaten dünyayı anlayabilmekmiş. O gün gördüm ki ahilik kadılık değil, gönül erenliğiymiş. O zaman sırra vakıf olduk elhamdülillah, ahiliğin sırrı da budur.

Bizi ziyaret etmek isteyenler, bize dua etmek isteyenler helal kazanca önem versinler, hakkaniyetli olsunlar, gönül kırmasınlar, her hâle hamd etsinler. Biz onlardan razıyız, Allah da onlardan razı olsun.”

Manevi tedavi olarak ciğerler konusunda uzmanlaşan Ahi Şerafettin Hazretleri, nefes alıp vermede usule önem verir, “Hayy” zikrini çokça çekerdi. Kendi talebelerine, nefes eğitiminin önemini anlatır ve doğru nefes alınması gerektiği konusuna dikkat çekerdi. Yine “Hayy” zikrini, nefes darlığı yaşayanlara tavsiye ederdi ve nefes açmada bu zikrin çekilebileceğini dile getirirdi. Ayrıca nefesin doğru kullanımıyla kalp huzurunun birbirine bağlı olduğunu öğretir, bu zikirle bedenin ve ruhun arınabileceğini söylerdi.

Paylaş