İncik Sultan Hazretleri

İncik Sultan Hazretleri

Çamlıdere ilçesine bağlı Gümele Köyünde 2005 yılında yapılmış bir türbesi vardır. Son dönem Osmanlı vakıf bel­gelerinde “İncek Zaviyesi”, “İncik Dede Zaviyesi” olarak geç­mektedir. Hayatı ve kişiliği hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. Kanaatimizce Horasan melamiyetiliğini benimsemiş Türkmen “Dede”lerindendir. 1530’lu yıllara ait tapu-tahrirlerinde de “İyicek Dede” olarak anılmıştır.

Çamlıdere ve Kızılcahamam zaviye vakıfları üzerine yapılan bir çalışmada, “Kürt Köyündeki Şeyh İncik Dede Zaviyesi Vakfı” hakkında bilgi verilirken, İncik Dede Zaviyesi’nin Çamlıdere ilçesi, Yediören Köyünde bulunduğunu, Kürt köyü eşrafından olan ve İncik Dede ve Ali Dede zaviyesinin mütevel­ lisi olan Şehabeddin’in oğlu Seyyid Mehmed’in ölümü üzerine yerine Hacı Mehmed’in, Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nda şeyh olan Seyyid Şeyh- Feyzullah’ın görüşü alınarak zaviye mütevelliliğine tayin edildiğini yazar. (https://www.evliyalar.net/incik-sultan)

Kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Hocamız yaklaşık 1.75 boylarındadır. Üzerinde yeşil bir cübbe ve beyaz bir entari bulunmaktadır. Belinde siyah bir kuşak vardır ve sağ tarafında bir kılıç taşımaktadır. Yüzü tam yuvarlak olmamakla birlikte, yuvarlak ile üçgen arasında bir şekle sahiptir. Genel olarak güler yüzlüdür; ancak ilim söz konusu olduğunda ciddi ve tavizsiz bir tutum sergiler. Fiziksel yapısı güçlüdür; kolları ve elleri kalın ve kaslı bir görünüme sahiptir.

1440’lı yıllarda Semerkant–Buhara bölgesinden Anadolu’ya, irşat faaliyetleri amacıyla gelmiştir. Bir süre Bolu’da bulunmuş, ardından aynı amaçla Ankara’ya gelmiş ve burada vefat etmiştir. Manevî ve zahirî anlamda hocası Şeyh Ali Semerkandî’dir. Ayrıca onun soyundan geldiği ifade edilmektedir.

Hocamızın ağzından aktardığı şu bilgiler ve nasihatler son derece önemlidir: “O dönemde halk büyük sıkıntılar içindeydi. İnsanların yaralarına merhem olabilmek, dertlerine bir nebze olsun yardımcı olabilmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Rabbim lütfetti, şükürler olsun. Kendi geçimimizi sağlayacak kadar çalıştık; ömrümüzün geri kalan büyük kısmını ise irşat faaliyetlerine ayırdık.

Evladım, hakkı bilin ve hakkı söyleyin. Hak’tan başka yöneleceğiniz bir yer olmasın. İnsanlar zamanla zikri ihmal ediyor ve bu durum onları Allah’tan (C.C.) uzaklaştırıyor. Bu da insanın hayrına değil, zararına oluyor. Size nasihatim şudur: Allah’ı (C.C.) ve Resûlü’nü (s.a.v.) bol bol zikredin. Unutmayın ki iman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır.

Geçimimizi kendi emeğimizle sağladık. Fazla olanı ise Allah (C.C.) yolunda hizmete ayırmaya gayret ettik. Ben yaşadığım dönemde bu ilmi bilmiyordum. Vefat ettikten sonra öğrendim ve Allah Teâlâ (C.C.) bana bu tarafta da bir hizmet kapısı açtı. Yaşadığım dönemde, Şeyh Ali Semerkandî Hazretleri’nin yaptığı gibi, insanları ve özellikle gayri müslimleri hayra davet etmeye ve tebliğ faaliyetlerinde bulunmaya çalıştım. Onun yolunu takip ederek toplumu iyiliğe yönlendirmeye gayret ettim.

Beyazıt-ı Bistâmî Hazretleri’ne gönülden bağlıyım ve onu severim. Size en önemli nasihatim, teslimiyetinizin tam ve Allah’a (C.C.) olan güveninizin sağlam olmasıdır.

Sizler Allah’a (C.C.) olan güveninizi, teslimiyetinizi ne kadar sağlam tutarsanız, bu dünyada ve ahirette Allah’ın (C.C.) izniyle sizleri yıkabilecek, yıpratabilecek hiçbir güç yoktur.

Hep bu niyette olun.
Hep bunun üzerine çabalayın ve gayret edin.
Bektaşiyiz.
Aliciyiz.
Ama bizdeki Alilik, deliliktir.
Cenkte en öndeyiz.
Cihatta en öndeyiz.
Hizmette en öndeyiz.
Allah’ın (C.C.) rızası güdüldüğü her şeyde en öndeyiz.
Biz Ali Pirimizden öğrendik fedakarlığı.
Vazgeçeriz dünyadan, bilirsek rıza-i ilahiyi.
Anlarsak aşk-ı Muhammediyi, öğreniriz ilm-i Aliyi.
Elhamdülillah.”

Paylaş