Kul Derviş Hazretleri
Hocamız 1.72 boylarında. Hafif yuvarlak yüzlü, biraz etine dolgun, babayiğit bir yapısı var hocamızın. Sakalı çok uzun değil. Üzerinde siyah desenleri olan yeşil bir cübbesi var içinde beyaz bir entarisi, yeşil bir kuşağı var. Başındaki kavuğun içi yeşil, dışı beyaz sarıklı. Belinde bir çekici var, bir de ahşap oyma için iskarpelası var. Hacı Bayram hocamızın talebelerinden kendisi. Manevi olarak uzmanlık alanını beyin, kalp, dil ve midedir.
“Evladım biz derviş idik. Hacı Bayram hocamızın kanatları altında yetiştik. Elimizden geldiği kadar medresede hizmet etmeye gayret ettik. Allah sizi bu yolda istikamet üzere kılsın. Biz de diğer dervişler gibi hocamızdan gördüğümüz üzere rızkımızı kazanmak için ahşapla uğraşırdık. Hocamızla beraber tarım ile uğraşırdık.” “Benim mesleğim ahşap oymacılığıdır” dedi. “Ben mihrap, oymacılığını yapardım” dedi. “Ben Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri ile tanışmadan önce normal işte ahşap oymacılığı yapan, kendi halinde takılan, beş vakit namaz kıldığını sanan, arada sadaka veren, kurban kesmeye çalışan normal bir kuldum” dedi yani. “Bir gün nasıl tekabül ettiyse, tevafuk Allah’ın işi, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin orada, Hacı Bayram Camii’nde mihrapta bir şey kırılmış. Onun tamiratıyla alakalı da beni çağırdılar. Bir ustalığımız varmış demek, Allah da nasip etti, görev de bize düşecekmiş. Biz gittik oraya. Ben tabii titizlikle yapıyorum, işimi önemserim. Namaz vakti geldi, namazı kıldık. Tabii namazı kıldık, ben duayı etmeden döndüm işime geri. Dedim ki yani işimi bitireyim, benim de başka işlerim de var onları da halledeyim niyetiyle. Buranın da işi hızlıca çözülsün niyetiyle yapıyorum, kendi niyetim oydu. Dua edildi, cemaat dağıldı, Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri beni izlemeye başladı. Ben de o izleyince böyle bir heyecanlandım tabii, hani yıllardır o gün saysan 22 senedir yaptığım ustalıkta elim titriyor. Çekiç vuruyorum, yanlış yere kayıyor. Allah Allah diyorum yarabbi yani şu adamı başımdan al, heyecanlandım falan diyorum kendi kendime. Sonra döndüm: ‘Hocam ben niye dikildiniz, ne oldu, bir yanlış mı yapıyoruz?’ dedim. ‘Yok yanlış yapmıyorsun. Doğruyu yanlış yolla yapıyorsun.’ ‘O nasıl olur hocam yani yanlış yolla nasıl doğru yapılır?’ ‘Yapılır’ diyor. ‘Bereketsiz olur. Bugün düzgün durur yarın bozulur.'” “ o ne demek hocam?” Öyle gülümsemiş mübarek. Demiş ki: “Bak şimdi sen dua edip Allah’tan yardım istemiyorsun, kendi eline güveniyorsun, ustalığına güveniyorsun. Ama arkanda ben şurada 5 dakika durdum, 20 küsur senedir ustasın, elin titremeye başladı.” Deyince “Benim elim ayağımdan, elimden çekiç falan düştü” diyor. “Dedim ‘Hocam ne oluyor, ben ne hata yapmışım’ falan” böyle mübarek şoka gidiyor. Devamında Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri “Hadi kolay gelsin” deyip çıkıyor. Hiç devam etmedi, başka bir söylem, eylem yok. Tabii mübarek açıyor elini diyor ki: “Ya Rabbi ben anladım ki bu ustalık da senden, bu işlerin düzgün olması da senden. Benden hiçbir şey yokmuş. Bende benden olan tek şey sana kulluk edebilmekmiş, anladım” diyor.
Sonra gidip Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerine intisap etmiş. Mübarek diyor ki: “Benim Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinden öğrendiğim en büyük şey kulluktur” diyor. “Ben kul değilmişim” diyor. “Kulluğumu öğrendiğim an Allahu Teala bana dervişliği verdi. İnsan önce kul olmasını bilmezse; ibadet, zekat, oruç, hac, şehadet, imanın şartları, 54 farz, 32 farz bunlar üzerine bir hayatı idame ettirme mücadelesine girmezse Allah ona muhabbetinden vermez. Bu aynı şöyle bir şey; siz toprağa tohumu dikmedikçe ya da tohumu diktin suyu dökmedikçe o tohum nasıl filiz vermiyorsa, sen de ibadetlerine ve bunlara niyet edip bismillah diyerek başlamazsan Allah da sana muhabbet ve aşkını sana ilham etmez, senin kalbine düşürmez. Seni dünyayla dertlendirir, kendinden uzak tutar. Sen namaz kıldım zannedersin, besmeleyle de başladım zannedersin, düz bir hayat yaşarsın. İşi kendinden bilirsin, kibirde kaybolursun, boğulursun Allah muhafaza. kişi kendinden bilirse işi, o işte bereket arama. Ama işin sahibi Allah vesilesi benim niyetiyle giderse orada da bereketten kaçamazsın, bereket onu kovalar. Onun için buradaki mantık şudur; önce kul olacağız Rabbimize, sonra muhabbet arayacağız Rabbimizle. Rabbim sizleri ve bütün ümmet-i Muhammed’i bu nasihati okuyacak herkese kul olmayı, kul bilincini, kulluk bilincini nasip eylesin inşallah.” Uzmanlık alanımız bizim şudur; kulluğa en çok müdahale eden bölgeler bir vesvese beyindir, şüphe getirtir güveni öldürür. İki ağızdır. Bu ikisinden insan bütün kulluğunu, kazandıklarını ya da kazanacaklarını bitirir. Vesveseye düşer, vesveseden dile düşer, dilde ağırlaşır kalbe düşer. Kalbe düşerse iman gider. Allah razı olsun.
Paylaş
