Seyyit Ali Hazretleri
Hocamız, yaklaşık 1,75 metre boyundadır. Üzerinde beyaz bir entari bulunmakta; belinde yeşil bir kuşak, başında ise yeşil bir sarık yer almaktadır. Elinde zarif bir asa taşımaktadır. Sağ tarafında kahverengi bir heybe bulunmaktadır. Hocamızın manevi olarak uzmanlık alanları gönül ve beyindir.
Hocamızın evliliğinden sonra bir oğlu bir kızı olmuş. Hanımı vefat ettikten sonra evlatlar da büyüyünce hocamız irşat faaliyetleri için yollara düşmüş. Bu durumu şu sözlerle ifade eder kendisi: “Biz, yola düşen dervişlerden olduk. Diyar diyar gezdik; hem anlattık hem dinledik, hem gördük hem öğrendik. Gittiğimiz yerlerde Yahudiler ve Mecusiler de bulunuyordu, onlarla görüştük ve tebliğde bulunduk. Tebliğimiz neticesinde iman edenler de oldu, iman etmeyenler de oldu. Bizim vazifemiz tebliğ etmekti; hidayet vermek değildi. Biz vesile olduk, hidayeti veren Allah’tır. Elhamdülillah, Rabbimiz bizi bu yolda vesile kıldı.
Biz (yaptığımız hiçbir işi) kendimizden bilmedik. Çünkü insan, işi kendinden bildiği gün, madden ve manen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Hamdolsun ki Rabbimiz bizi benlikten/benliğimizden korudu. Şunu iyi bilin: kim ki kendinden bilir işi, bela eder başına dünyayı. Kim ki Allah’tan (C.C.) bilir her işi, hizmetkar eder kendine dünyayı. Bu dünyada başardığın, kazandığın, mücadele edip ulaştığın, muzaffer olduğun her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. Sen yalnızca bir vesilesin.
Her şey sana vesiledir, sen de her şeye vesilesin. Bu hakikati bilmek ve buna göre hareket etmek gerekir. Eğer bu bilince sahip olup buna göre davranmazsan, sana vesile olan her şey musibete, imtihana ve belaya dönüşür. Ardından insan isyana yönelir, haddini aşar ve edepsizliğe düşer. Bu edepsizlik, hatayı kendinde aramak yerine, haşa, Allah’ta arayanların bakış açısıdır, onların zanlarıdır. Bu yanlış zanna düşmemek için çokça tövbe etmek gerekir. Çokça şükretmek, hamd etmek ve hizmette bulunmak lazım. Çünkü hizmet, gayrete tabiidir.”
Paylaş
