Kaygusuz Abdal Hazretleri
Asıl adı Alayi Gaybi (Alaeddin Gaybi)’dir. 1341-1342’de Alanya’da (Alaiye) doğmuştur. Babası Alanya beyi Hüsameddin Mahmud; dedesi Alaeddin Bin Yusuf’tur. Alaiye begleri ailesi Karamanoğulları’ndan gelmektedir. Bir rivayete göre aynı ailenin bir tarafı da Anadolu Selçuklularına dayanmaktadır (Güzel 2009: 600). Bektaşiler tarafından Kaygusuz Sultan olarak anılan Kaygusuz Abdal’ın hayatını Menakıpname’den edinilen bilgilerden öğrenilmektedir. Menakıpname’de Kaygusuz’un ailesi, doğumu ve çocukluğu hakkında kesin bilgi yoktur. Menakıpname’ye göre Alaiye Sancağı Beyinin oğludur. Çocukluğunda bütün ilimleri tahsil etmiş aynı zamanda da silahşörlük, pehlivanlık, avcılık gibi yeteneklere de sahiptir.
Menkıbeye göre genç Gaybi, bir gün avlanmaya çıkar. Bir geyiğe rastlar ve ona ok atar. Ok, geyiğin koltuk altına saplanır. Yaralı geyik, koşa koşa Elmalı’da Abdal Musa’nın tekkesine ulaşır ve içeriye girer. Arkasından koşan Gaybi de tekkeye girer, dervişlere başvurur. Nihayet Abdal Musa’nın huzuruna çıkan Gaybi, işi anlatır, geyiğini ister. Abdal Musa, koltuğunun altından vücuduna saplanmış bir oku çıkararak, oğul der okun bu mu? Gaybi, attığı oku tanıyınca Abdal Musa’nın ayaklarına kapanır ve artık tekkeden çıkmaz. Kaygusuz mahlasını alan Gaybi Beyi babası aratır, Abdal Musa tekkesinde olduğunu haber alınca Teke Beyine müracaat eder. Teke Beyi, Abdal Musa ile savaşa kalkışır ancak onun manevi kudreti karşısında mağlup olur. Kırk yıl Abdal Musa’ya hizmet eden Kaygusuz, nihayet piri tarafından Mısır’a şeyh olarak gönderilmiş, Mısır’da bir tekke kurarak yolunu yaymış ve orada vefat ederek tekkedeki mağaraya gömülmüştür (Gölpınarlı 2013: 11).
Mahlasını alışı da Menakıpname’de şöyle anlatılır: Gaybi, beyzadeliği tamamen terk etmiştir. Maddi dünyanın tüm zenginliklerini bir yana itmiş, dervişliği tercih etmiştir. Zahir âlemin kayıt ve bağlarından nefsini soyutlamıştır. Bu yüzden Abdal Musa “Gaybi, kaygudan reha buldun, şimdiden sonra Kaygusuz oldun” demiştir. Böylece mahlası Kaygusuz olmuştur.
Kaynaklarda geçen bilgilere göre, Hocamız 1.90 cm. boylarında ve iri yarı bir bünyeye sahip. Sarığını boynundan indiriyor ve doluyor. Kılıcı var belinde. Bey oğlu kendisi, üzerinde kürk gibi bir giysi var.
Hocamızın kendi ağzından ifade ettiği bu hususlar son derece kıymetlidir: ‘Hamd edin, hamd çok büyük bir makamdır; gönülde sakinlik, dilde ikrar, fiziken de vücutta hizmettir.
Kalp kırmayın, kalp kırmak Kabe’yi yıkmaktan daha kötü bir şeydir. Ben kendimi hizmete verdim, az yedim az uyudum ve hep hizmette olmaya gayret ettim. Herkesin yaptığı hizmet farklıdır. Kimisi bunu malı ile, kimisi canı ile, kimisi ilmi ile, kimisi de yaptıkları şeylerle hizmetini eda etmiş olur.
Tavsiyemiz şudur, kendinizi nasıl hizmet edebileceğini düşünüyorsanız o şekilde hizmet etmeye gayret edin.
Dünyaya geldik bey oğlu
Saldık malı mülkü birilerine
Herkes bir gün Bey oldu
Kaygılanmadık, dünya malına dertlenmedik
En sonunda adımız Kaygusuz oldu
Abdallığımız aşkımızdandır. Muhabbetimiz sadece Allah’adır, Allah’a olan aşkımızdandır.
Paylaş
