Ali Baba Hazretleri- Ankara Akyurt

Ali Baba Hazretlerinin Makamı – Ankara/Akyurt

Bu yer, Ali Baba Hazretleri vefat ettikten sonra onu tanıyan kişiler tarafından, hocamızın manevi desteğinin sürmesi için belirlenmiş bir alandır. Burası onun makamıdır; asıl mezarı ise buraya yakındadır.

Hocamız yaklaşık 1.90 boylarında, üzerinde yeşil bir entari bulunuyor. Başında omuzlarına kadar inen beyaz bir sarık ve beyaz bir kavuk var. Hafifçe toplu bir sakalı, güler yüzlü bir ifadesi bulunuyor. Entarisinin altında da beyaz bir kıyafet giyiyor.

Kaynaklarda hocamızın şu bilgileri aktardığı yer almaktadır: “Biz Horasan erenlerindendik. Medrese eğitimimi ve temel tasavvuf ilmimi Horasan’da gördüm. Seyr-i sülükümü de orada tamamladım. Hoca Ahmet Yesevî’nin iki sonraki postundan icazet aldım.

Buraya ilk geldiğimde etrafta çok fazla büyücü vardı. İnsanlar onlara yönelmişti; çoğunun parasını alıp kandırıyorlardı. Bu durum beni çok üzüyordu.

Bir gün bir kadın, engelli kızını el arabasında benim evime getirdi. Bana, ‘Büyücülere çok para verdim, hiçbir şey kalmadı. Son çare olarak sana geldim. Eğer şifa sende ise kızımı iyileştir’ dedi. Ben de ona, ‘Şifa bizde değil, Allah’tandır’ dedim. Sonra yan odaya geçip iki rekat hacet namazı kıldım. Secdede Allah’a şöyle dua ettim: ‘Ya Rabbi! Resulün Bedir’de sana nasıl yalvardıysa, ben de burada sana öyle yalvarıyorum. Bu kulunu şeytanın büyücülerine karşı rezil etme. Sen kullarına şah damarından daha yakınsın. Kullarının isteğini geri çevirmezsin. Şifanın sahibi sensin; sana yalvarıyor, sana sığınıyorum. Yardım eyle!’

Bu duayı ettikten sonra uyur uyanık bir haldeyken iki mübarek zat karşımda belirdi. Biri Hz. İsa idi, diğeri Hz. Lokman (a.s.) idi. Onlara, ‘Siz peygamber misiniz?’ diye sordum, ‘Evet’ dediler. Ben de: ‘Ey Allah’ın elçileri! Rabbimiz size şifanın sırrını öğretmiş. Ben ne yapmalıyım?’ diye sordum. Hz. İsa, ‘Biz buraya sadece vesile olarak geldik. Bizdeki sır aslında Rabbimizindir. Senin duan üzerine Allah bizi buraya gönderdi,’ dedi.
Hz. Lokman (a.s.) ise, ‘Şifa nefestedir,’ buyurdu.

Sonra üçümüz birlikte, ‘Yâ Hû, Yâ Hû, Yâ Hû yâ Allah’ diye zikrettik. Ardından kızın dizlerinin bir santim altına metal bir çubukla sertçe vurmamı söylediler; her iki dize de. Ben de öyle yaptım. Kızın dizlerine vurduktan sonra bacakları hareket etmeye başladı. Daha sonra kızın yüzünü duvara dayadım. Annesine, kızının 3. ile 4. omuriliğinin arasına sağ dirseğiyle besmele çekerek sertçe vurmasını söyledim. O vurunca kız bütün hastalıklarından şifa buldu.”

Kız iyileşince annesi onu yanına alıp büyücülerin mekanına gitti. O sırada halk da oradaydı. Kadın yüksek sesle, ‘Bunlar hokkabaz! Parayla iş yaparlar. Şifa Ali Baba’daymış, ben bunu gördüm ve iman ettim!’ dedi. Ben de hemen arkasından yetişip şöyle dedim:‘Şifa benden değil, Allah’tandır! Allah beni sadece vesile etti. Şifayı benden bilirseniz, yeni büyücünüz ben olurum. Şifayı Rabbinizden bileceksiniz.’ Halk bana, ‘Peki biz ne yapacağız?’ diye sordu. Ben de onlara, büyücülerin yaptığı büyü malzemelerini, kullandıkları eşyaları ve oraya ait her şeyi toplayıp temizlemelerini ve toprağa gömmelerini söyledim.

Bunu yaptıklarında, oradaki kuru ağaç ilk kez yeşerip çiçek açtı. Herkes bunun doğru bir işaret olduğunu gördü ve kabul etti. Böylece insanlar yanlış niyetlerini ve günahlarını bırakıp doğru yola döndüler.”

 “Sizin zamanınızda hâlâ çaput bağlama gibi uygulamalar yapılıyor. Bu kardeşlerimiz yanlış yaptıklarını fark ederler inşallah. Allah onları affetsin. Siz de onlar için dua edin.

Biz buraya toplumun irşadı, yani doğruyu anlatmak için geldik ve burada kaldık. Bu hizmetleri yaparken tek amacımız Allah’ın rızasını kazanmaktı. Her işimizde buna dikkat ettik. Halk, gördüğü hizmetten memnun olduğunda bize gelip teşekkür ederdi. Ama biz her zaman şunu söyledik: ‘Biz sadece bir vesileyiz. Biz olmasak Allah başka bir kulunu vesile ederdi. Her hâlükârda hamd Allah’adır.’

Size nasihatim şudur: Allah’ın rızasını kendinize şiar edinin. Bir işi yaparken tek ölçünüz Allah’ın hoşnut olup olmayacağı olsun. Çünkü her şey niyetle başlar. Niyetiniz sağlam olmazsa yaptığınız ameller eksik kalır. Besmelesi güzel olanın sonu hamd ile biter; besmelesi eksik olanın sonu isyana döner. Bu yüzden niyet çok önemlidir.

Benim manevi tedavi alanındaki uzmanlığım gönül ve beyindir. Niyetin başlangıcı kalptir; ama bu kalp, et parçası olan kalp değil, gönül kalbidir. Bu gönül kalbi vücuda doğru sinyal göndermelidir. Eğer doğru sinyal göndermezse, dışarıdan iyi niyetle yapılır gibi görünen işler bile aslında kötü amele dönüşür.”

Paylaş