Halil Dede Hazretleri
Çamlıdere ilçesi Bardakçılar Köyü Kabristanı’nda türbesi bulunan Halil Dede, Hazreti Ömer (r.a.) neslinden ve Şeyh Ali Semerkandi hazretlerinin evladındandır. Osmanlı dönemi vakıf belgelerinde “Yabanabad kazası Avdan Köyü’nde medfun Hazreti Ömer soyundan Halil Dede” ibaresi geçmekte ve Halil Dede Dergahı “Avdan Tekkesi” olarak zikredilmiştir. Günümüzde Halil Dede Türbesi, Bardakçılar Köyü’ne birkaç km. mesafede ve orman içinde bulunan eski Bardakçılar Kabristanı’ndadır. Sonradan yapılan onarımlarla özgün mimarisini kaybeden türbe yapısı bakımlı ve ziyarete açıktır. (https://www.evliyalar.net/halil-dede-camlidere)
Kaynaklarda geçen bilgilere göre, Hocamızın boyu yaklaşık 1.65 metredir. Üzerinde yeşil renkli bir cübbe bulunmaktadır. Başında beyaz bir kavuk ve bunun üzerine sarılmış yeşil bir sarık vardır. Sarık, baştan aşağı doğru sarkacak şekilde bağlanmıştır. Elinde koyu kahverengi, siyaha yakın ve ceviz rengini andıran bir asa taşımaktadır. Ayrıca beyaz bir entari giymekte ve belinde yeşil bir kuşak bulunmaktadır.
Hocamızın şu kıymetli bilgileri aktardığı rivayet edilmektedir: “Evladım, küçük yaşlarda ilim tahsiline başladık. Şeyh Ali Semerkandî Hazretleri ile müşerref olana kadar, dönemimizin imkânları doğrultusunda mevcut ilimleri okumaya gayret ettik. Onunla tanışmamız, bizim için adeta kendimizi yeniden bulduğumuz bir dönüm noktası oldu. Sohbetlerine katıldık ve mâna âlemine yönelik ledün ilmini ondan tahsil ettik.
İrşat faaliyetleri için Anadolu’ya geldim. Asıl mesleğim çiftçiliktir. Uzmanlık alanlarımız ise kalp, beyin ve midedir. Çünkü bu alanlar birbiriyle bağlantılı ve etkileşim hâlindedir.
Nasihat olarak şunu söylemek isterim: Bu yol uzundur ve birçok menzili vardır. Her bir aşamayı geçebilmek için Hakk’a dayanmak gerekir. Kul, Allah’a (C.C.) dayanıp güvendiğinde O’ndan başka güveneceği bir yer yoktur. Sizlerin çalışmaları sayesinde bizim yaşadıklarımız bu döneme aktarılmaktadır. Bu da önemli bir hizmettir. Allah (C.C.) hepinizden razı olsun.
Zahirdeki hocam Şeyh Ali Semerkandî Hazretleri’dir. Kul, Allah’a (C.C.) ne kadar dayanır ve sabrederse bunun karşılığını o kadar açık şekilde görür; bereketini ve ihlasını hisseder. İnsan, Allah’a (C.C.) güvendiği ölçüde hizmet edebilir. Bu güven, teslimiyetin bir göstergesidir.
Teslimiyet ne kadar sağlam olursa, insan hizmetini o kadar kararlı ve istikrarlı şekilde yerine getirir. Ancak teslimiyette eksiklik varsa, hizmette de eksiklik ortaya çıkar. Bu nedenle yapılması gereken en önemli şey, Allah’a (C.C.) tam bir teslimiyetle yönelmektir.”
Paylaş
