Abalı Baba Hazretleri
Abalı Baba olarak bilinen mübarek hocamızın tam adı Hasan Veli Abalı Baba’dır. Takriben 1300-1400’lü yıllar arasında yaşadığı rivayet edilir. Kendisi Horasan Erenleri’nden kabul edilir ve Ankara’nın en büyük manevi mimarlarından olan Hacı Bayram-ı Veli’nin dervişidir.
“Abalı” lakabını, giydiği aba (kaba dokunmuş, yakasız üstlük) sebebiyle almıştır. Rivayetlere göre, hayatı boyunca ibadet, hayır işleri ve özellikle bina yapımı, tamiri gibi hizmetlerle uğraşmıştır. Taş ustası olarak da çalıştığı bilinmektedir.
Kaynaklarda geçen bilgilere göre Hocamız, yaklaşık 165 cm boylarındadır. Başında, boynundan göğsüne doğru uzanan yeşil bir sarık bulunmakta; üzerinde yeşil bir cübbe, onun altında ise beyaz bir entari yer almaktadır. Belinde beyaz bir kuşak bulunan bu kıyafet düzeni, yaşadığı dönemin giyim anlayışını yansıtmaktadır.
Hazret, genel olarak güleç yüzlü ve yumuşak mizaçlı bir yapıya sahip olmakla birlikte, ilim söz konusu olduğunda son derece disiplinli ve tavizsiz bir tutum sergilemektedir. İlim anlayışının temelini, hocası Hacı Bayram Veli Hazretlerinden aldığı eğitim oluşturmuştur. Bu durumu kendisi şu sözlerle ifade etmiştir: “Hacı Bayramı Veli Hazretlerinin öğrencisiyim. İlim konusunda taviz veremeyeceğimizi bize o öğretti.”
Hocamız kendi ağzından şu bilgileri aktarmıştır: ‘Biz de istedik; ancak manevi nasip Hacı Bayram Veli Hazretlerine oldu. Bize düşen ise ondan ders almak, ilim ve irfan yolunda onun rehberliğinden istifade etmekti.
Bu beldelere gelişimiz, toplumu irşat etmek içindi; fakat ilk ve asıl amacımız ilim tahsil etmekti. Önce ilmimizi öğrendik, kendimizi yetiştirdik. Ardından Allah’ın bize lütfettiği bu ilim sayesinde topluma faydalı olmaya, irşat faaliyetlerine katkı sunmaya gayret ettik.
Bizim manevi alandaki uzmanlığımız kalp ve midedir. Mide konusunda dikkat edilmesi gereken husus şudur: İnsan nerede, ne konuşacağını bilmeli; ağzından çıkan söze dikkat etmelidir. Efendimiz (s.a.v) “Ya hayır konuşun ya da susun” buyurmuştur. İnsanlar bu düsturlara dikkat etmezlerse rahatsızlanıp hasta olurlar.
Kalp meselesine gelince; kalp Allah’ın evidir. Nitekim hadiste şöyle buyrulmuştur: “Ben göklere ve yere sığmam, fakat mümin kulumun kalbine sığarım.” Buna binaen insan, söylediği sözlere ve bu sözlerin karşısındaki kişiyi nasıl ve ne kadar etkilediğine dikkat etmelidir. Çünkü insan her zaman karşısındakinin kalbinin ne kadar incindiğini bilemez. Siz bilmezsiniz ancak, karşıdaki insan buna çok üzülmüş, kalbi kırılmış olabilir.
Unutulmamalıdır ki, bir insanın kalbini kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük bir günahtır.”
Hocamızın ağzından aktarılan beyitler şöyledir:
Ben Abalı Hasan, delilerden deli
Dünya gözüyle gördüm
Pirlerden bir pir, velilerden bir veli
Hızır’a yoldaş gönle candaş Hacı Bayramı Veli
Şimdi anladık ki Allah velilikte bize vesile eyledi
Elhamdülillah elhamdülillah
Gönlümüzde bir ateş tutuştu, nurdan mı nurdan
Bize ne geldiyse hepsi Allah’tan
Anladık ki vaz geçmek lazım yardan
Vaz geçince nasip eyledi Yaradan
Pirlerden bir pir, velilerden bir veli
Hacı Bayramı Veli
Elhamdülillah elhamdülillah
Bu bizim Şeyhimize, Pirimize nezaketimizdir..
Evladım Kendinden bilme
Sen ki bildin, kendinden benliğinden geçme
Benliğiyle kaybolanın
Gönlünde ahiret değil dünyası vardır
O gönül ki, alemlerin hamdı Cenabı Rabbu’l-Alemin’in tahtı
Gönlünde dünya olanın dünyadır aklı
Bak bakalım, kime teslim ettin canı
Elinde ne kaldı
Allah razı olsun..
Paylaş
