Baba Yakup Hazretleri

Baba Yakup Hazretleri

Kaynaklarda geçen bilgilere göre hocamızın boyu yaklaşık 1.85 cm civarındadır ve iri yapılıdır. Genellikle bir entari giyen hocamızın; omuzlarında ve kolluklarında çiviler (bir nevi zırh) bulunuyordu. Başındaki kalpak kumaştandı fakat üst kısmı miğfer görünümündeydi. Altındaki pantolon ise manda derisindendi. ‘Bizde güreşçilik de vardır’ diye buyuruyordu.

Kendi ağzından şu değerli bilgileri aktardığı bilinmektedir:

“Evladım, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Size şimdi alperenliği anlatsam… Zaten pirimiz Gündüz Alp bunu vaktiyle/kendi nasihatinde en güzel şekilde anlattı. Ben ise ondan bir asır sonra, Osman Bey ile Orhan Bey döneminde alpliğe girdim. Her ikisinin de hizmetinde bulundum. Rabbim, bulunduğum yörede bir beylikten bir hanım nasip etti; otağımı burada kurdum ama cihaddan, cenktan asla geri durmadım.

Şeyhim Edebali’nin bir sohbetinde aldığım nasihat hâlâ gönlümde durur. Şöyle buyurdu: ‘Siz alperenler, Resûlullah’ın (s.a.v.) ümmetini dertlenmesinin silsilesisiniz, tecellisisiniz.’ İçimizden kardeşlerimizden biri sordu: “Şeyhim, bu ne demektir?”

Şeyhim dedi ki: ‘Evladım, nasıl ki Resûlullah (s.a.v.) efendimiz ümmetinin derdiyle dertlenirdi, siz de önce İslam davasını, sonra da bulunduğunuz yerdeki insanların, hayvanların, doğanın dertleriyle hemhâl olacaksınız.’

Yine kardeşlerimizden biri sordu: “Şeyhim, insanların derdini sora sora öğreniriz de hayvanatın, doğanın derdiyle nasıl hemhâl oluruz?”

Şeyhim buyurdu ki: ‘Allah Allah zikrini çekerek… Allah diyene nerede hangi ağaca zulüm var gösterilir. Hangi atın karnı açtır, hangi kurt açlıktan şehre inmiştir, hangi koyun kaybolmuştur, hangi eşek zulme uğramıştır, Allah diyene biiznillah gösterilir.’

O an bunu bir nasihat olarak aldık, elhamdülillah.

Her sabah ve her akşam namazdan sonra zikrimizi eder, bize gösterilen, ilham edilen yere gider, hizmetimizi yaparız.

“Nasıl hizmet edersiniz?” derseniz… Yeri gelir, bir ev sahibi gündüz çalıştırdığı atına yorgunluktan yem vermeyi unutmuştur. Allah affeder, bizi hizmetkâr eder; gider o atın yemini verir, sonra geri döneriz. Yeri gelir, kocası şehit olmuş dul bir bacımız ya da anamız tarlasını süremez; gideriz, tarlasını sürer, tekrar döneriz.

Bizim hizmetimiz sadece cenk değildir; o, işin en aşağısıdır. Asıl hizmetimiz, asıl cihadımız, nefsimizledir. Çünkü Rabbimiz bizi geceleri ve sabahları sıcak yatağımızdan kaldırır ve hizmete koşturur, elhamdülillah.”

Biz bu hadisi hayatımızda düstur edindik: Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Tebük seferinden dönünce, “Hoş geldiniz! Küçük cihattan büyük cihada geldiniz.” buyurdu. Bunun üzerine Sahabiler, büyük cihadın ne olduğunu sordular. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Büyük cihad: nefisin heva ve hevesine karşı yapılan cihaddır.” diye açıkladı. (Beyhaki, ez-Zühd, Beyrut, 1996, 1/165; Hatip Bağdadî, Tarihu’l Bağdad, 3/523-524; Zehebî, Siyer-ü Alamü’n Nübela, 56/324; Keşfu’l-Hafa, 1/511.)

“Onun için, benim hem zahiren hem de manen hocam Şeyh Edebali’dir. Allah ondan razı olsun.

Benim maneviyatta uzmanlık alanım nefistir evladım. Biz nefse hürmet ederiz. Nasıl ki bir kardeşimiz gelir, gayrimüslimdir; ona hürmet ederiz, hizmet ederiz, ikram ederiz, tatlı dilli oluruz, gönlünü kazanmaya çalışırız… İşte biz nefsimize de böyle davranırız. Nefsimizin gönlünü kazandığımız gün, onu idrak ettiğimiz gündür. Tatlı dilli, lütufkâr, latif olmak bunu gerektirir; çünkü İslam güzel ahlaktır. Kolaylaştırır, zorlaştırmaz; merhamet eder. Biz bunu Resûlullah’tan (s.a.v.) böyle öğrendik, elhamdülillah.

Biz böyle davranarak da Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetine uymuş oluruz. Çünkü hâl ile tebliğ ederiz. Çoğu zaman bir kişiye sözle bir şey aktarmaya gerek kalmaz.

Gece ve sabah herkes uyurken biz hizmette olduğumuz için insanlar, dualarının tecelli ettiğine inanır; Rablerine yönelirler. Bizi bilmedikleri için o iyiliği Allah’tan bilirler. Zaten biz isimsizleriz; makam aramayız, şöhret aramayız, övülmeyi istemeyiz. Tek aradığımız Rabbimizin rızası, Efendimizin şefaati… Ötesi bize boştur, dünyadır, hiçbir anlamı yoktur.

Onun için nefsimize bunu idrak ettirdiğimiz an, her an hizmette oluruz.

Çünkü bizler ilây-ı kelimetullah davasının yolcularıyız.”

Paylaş