Gazi Gündüzalp Hazretleri
Hocamız, geniş omuzlu, iri yapılı 1.90 boylarındadır. Üzerinde yün postu bulunmaktadır. Kaynaklarda kendi ağzından şu bilgileri aktardığı yer almaktadır: “Evladım, ben Gazi Gündüz Alp’im. Hayme Ana benim anamdır. Süleyman Şah’ın alpereniyim. Süleyman Şah Hazretleri vefat ettiğinde bu yörede Moğollara karşı savaştık ve ben o savaşta şehit düştüm.
Vefatımdan yaklaşık dört yüz sene sonra, kendini tarihçi diye tanıtan bir kardeşiniz beni Hayme Ana’nın eşi olarak anlatmış. Oysa bu bilgi yanlıştır.
Hayme Ana bütün Alplerin anasıdır; hepimizin anasıdır. İnternette benimle ilgili yazılanların çoğu da doğru değildir. Evladım, bana nasihat soruyorsunuz; ben size önce kendimi anlatayım.
Biz alpereniz. Alpliğimiz Rabbimizin (c.c.) celâlindendir; erenliğimiz Resûlullah’ın (s.a.v.) cemâlindendir. Hüküm verilmesi gereken yerde alpliğe başvurur, Allah’ın adaletiyle hüküm vururuz.
Merhamet edilmesi gereken yerde ise Efendimize (s.a.v.) sığınır, onun merhametiyle merhamet ederiz.
Alperenlik kuru bir dava değildir evladım; ilây-ı kelimetullah davasıdır. Hak’tır, hakikattir. Bu mayayı bize çocukluktan itibaren kılıçla, kalkanla, okla; namazla, zikirle verdiler elhamdülillah.
Kolumuz kesilse de, bıçak yarası alsak da, kılıç darbesi de yesek, okla da vurulsak anladık ki bu kan Allah yoluna feda. O an kim anladıysa içti şehadet şerbetini.
Ama şehadet şerbeti dediğiniz, sadece ölünce içilen bir şerbet değildir. Asıl şehadet şerbeti, ölmeden önce kulun kalbine verilen bir nimettir. Nasıl ki ölü son nefeste bir damla su ister ya, işte Allah onu ölmeden kuluna verir; yolunu gösterir. Şehadet budur: Ölmeden önce verilendir. Sen o yolda yaşarsın. Hamd olsun.
Şimdi diyeceksiniz: ‘Hocam, biz bu şehadet şerbetini nasıl içeriz?’ Siz akıllı Müslümanlarsınız. Bizim dönemimizdeki şehadet ile sizin döneminizdeki şehadet arasındaki fark şudur: Şehadet sadece can verince olan bir hâl değildir. Şehadet, Allah’ı (c.c.) ve Resûlünü (s.a.v.) hayatınıza kattığınız anda size verilen bir nimettir.
Nasihatim şudur evladım: Her sıkıntında, her acında, her hastalığında, her anında
‘Hamd olsun Yâ Rabbi’ dediğin anda şehadet yolculuğun başlar. ‘Sana sığınırım Yâ Rabbi’ dediğin anda şehadet yolculuğun başlar elhamdülillah.
Benim uzmanlık alanım kalp ve gözdür. Kalpten kasıt, Allah’a teslim olmaktır.
Gözden kasıt, her şeye nazar-ı ilâhî ile — yani gönül gözüyle, hâl ilmiyle — bakmaktır. O zaman nefis idrak eder, kalp sükûnete erer, huzur bulur. Attığın adımı, yaptığın işi Allah’ın rızasını gözeterek yaparsın.”
Paylaş
