Horasanlı Yakup Hazretleri

Horasanlı Yakup Hazretleri

Kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Hocamız yaklaşık 1.73 boylarındadır. Üzerinde yeşil bir cübbe bulunmakta, cübbenin kenarlarında beyaz ilikleme yeleri vardır. Belinde yeşil bir kuşak vardır ve içinde beyaz bir entari giymektedir. Sakalı üçgene yakın bir biçimde olup seyrek görünmektedir. Başında beyaz bir sarık, onun üzerinde ise yeşil bir kavuk bulunmaktadır. Dönemin giyim anlayışına uygun olarak bol kıyafetler tercih etmektedir.

Hocamız Horasan tarafından gelmiştir. Ataları da aynı şekilde Horasan’dan Anadolu’ya irşat faaliyetleri amacıyla göç etmişlerdir. Hoca Ahmed Yesevî ekolüne mensup olan hocamız, Taptuk Emre Hazretleri ile aynı dönemde yaşamıştır. Anadolu’ya irşat amacıyla aynı dönem içerisinde gelmişlerdir. Manevî ve zahirî anlamda hocasının da Hoca Ahmed Yesevî olduğu belirtilmektedir. Manevi olarak uzmanlık alanı ise kalptir.

Bizlere de bu yolda hizmet etmek nasip oldu. Elimizden geldiğince gayret ettik, Rabbim de lütfetti, elhamdülillah. Geçimimizi ticaretle ya da çiftçilikle sağladık. Size nasihatim şudur: Yaptığınız işi hakkıyla yapın ve bu işi yaparken vesveseye kapılmayın. Her daim Allah’ın (C.C.) dini üzere olun. Kulluğun ne demek olduğunu tam anlamıyla idrak edin. Evladım, her zaman Allah’ın (C.C.) rızasına talip olun.

Şunu da özellikle ifade ederim: Allah (C.C.) rızasını gözetene yol gözükmez, yar gözükmez, evlat gözükmez, mal gözükmez, mülk gözükmez. Ancak Allah (C.C.) rızasını gözeteni Allah (C.C.) korur, kollar ve rızıklandırır. Evladına, ailesine ve ahalisine sağlık, afiyet ve huzurlu bir yaşam nasip eder. Allah (C.C.) rızasını gözetmek, hizmetin nerede, ne zaman ve nasıl olduğuna bakmadan hizmete koşmaktır. Yanınıza mutlaka bir yaren aramayın. Gönlünde Allah (C.C.) olanın ayrıca yaren aramasına gerek yoktur. Allah (C.C.) dilerse yârenini de, yârini de gönderir biiznillâh.

Biz Horasan’dan Anadolu’ya 313 kişi olarak geldik. Hepimiz icazetli ve hizmet ehliydik. Anadolu’nun farklı bölgelerine dağıldık, tek bir yerde kalmadık. Gittiğimiz her yerde ticaret yaptık. Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetine uygun şekilde ticaret ederek yaşadık. Ticaretimizle, hâlimizle, sözlerimizle, insanlarla olan ilişkilerimizle ve yaşam biçimimizle İslam’ı anlattık. Kimseye doğrudan “Müslüman olun” demedik. İnsanların gönüllerini davranışlarımızla kazandık. Çünkü bize verilen nasihat bu yöndeydi.

Allah Teâlâ (C.C.) öyle bir lütuf verdi ki, bizim neslimizden de bu hizmeti sürdürenler oldu. Bu yüzden çoğu zaman “atalarımız Horasan’dan gelmiştir” denir. Size verilen lütuf da budur. Niyetinizi ne kadar temiz tutarsanız, nesliniz de aynı niyetle bu hizmeti sürdürür, inşallah.”

Paylaş